
MÜKEMMELİYETÇİLİK
MÜKEMMELİYETÇİLİK, kişinin gündelik hayatını önemli ölçüde etkileyen, işlevselliğinde bozulmalara yol açan aşırı yüksek standartlara sahip olma eğilimidir. (KÖSE-KARACA & GÜRSOY, 2019). Mükemmeliyetçi bireyler bir yandan kusursuzluğa ulaşma çabası ile diğer yandan da başarısız olma korkusuyla yaşamaktadırlar. Onlar için başarıya giden yol en ufak bir hatayı bile affetmemektedir. ‘Ya en iyisi olmalı ya da hiç olmamalı’ düşüncesiyle yol almaktadırlar.
Mükemmeliyetçilik her alanda kendini gösterebilmektedir. Bir sınavı kazanmaya ya da yalnızca büyük bir işi başarmaya yönelik değildir. Bir öğrenci kısa bir ödevi için saatlerini harcayabilir, kitaplığını düzenleyen bir kişi ufak tefek bozulmalar ya da eksiklikler görerek günlerini yalnızca bir raftaki kitaplarını düzenlemek için ayırabilir. Mükemmeliyetçi kişiler bütüne odaklanmak yerine detaylara odaklandıkları için küçük bir işi tamamlamaları bile uzun sürebilmektedir. Çok önemsiz görülen ya da kısa süreli işlerde bile mükemmeliyetçilik devreye girip bu işleri zamana yayarak kişiyi uğraştıran bir mesele haline getirebilmektedir. Mükemmele ulaşamaya çalışan bireyler bu aşamalarda çok fazla zaman kaybettiklerini ve yorulduklarını fark etseler dahi en iyisini yapmaya yönelik hedeflerinde vazgeçemez, o işi/görevi tamamlamadan başından ayrılmak istemezler.
Bireylerde mükemmeliyetçiliği tetikleyen başlıca şemalar yüksek standartlar ve onay arayıcılık şemalarıdır.
Şemalar, çocukluktan itibaren çevrenin de etkisiyle kendimize, diğerlerine ve dış dünyaya yönelik oluşturulan zihnin kalıp yargılarıdır. Bu kalıp yargılar insanların hayata baktığı pencereleridir ve bu şema pencereleri arkasından hayatı izleyip yorumlamaktadırlar.
Mükemmeliyetçiliğe götüren yüksek standartlar şemasında bireyler hayatlarına ulaşılması pek de mümkün olmayan, gerçeklikten uzak hedefler koymaktadırlar. Yaşamlarındaki standartların ortak ve belirgin özelliği bireyin kapasitesinin çok üstünde olmasıdır (Kiper, 2016). Yaptıkları her işin en iyisi olması gerektiğini savunurlar ve bunlardan hiçbir zaman tam anlamıyla tatmin olmamakla birlikte hep daha iyisine ulaşma gayesini taşımaktadırlar.
Sonuç odaklı yaklaştıkları için belirledikleri standartlara ulaşma yolundaki kazanımlarını ve ilerlemelerini görmezden gelmektedirler. Bireyler mükemmele ulaşmaya yönelik adımlarını ucu bucağı gözükmeyen karanlık bir yolda atmaktadırlar. Bu karanlık yolda ne ilerlemelerini fark edebilir ne hedeflerine ulaşabilir ne de tam anlamıyla bir tatmin yaşayabilirler. Kazanılması mümkün olmayan bir savaşın içinde kendileriyle savaşmaktadırlar.
Diğer bir tetikleyici olan ‘onay arayıcılık’ şemasının kökeninde ise çocukluk döneminde duygusal açıdan olgunlaşmamış, sevgiyi koşullu veren ebeveynlerin tutumları yatmaktadır. Bu çocuklar ancak iyi bir şey yaptığında ya da başarılı olduğunda ve ebeveynin isteğini yerine getirdiğinde sevgi görürler. Aksi takdirde çocuk, değersiz biri olduğunu ve sevilmediğini düşünebilir (Mutlu Yaşam Psikoloji, 2018). Çocukluklarında ailelerinden yeterli onayı görmedikleri için bunu yetişkinliğe taşırlar ve çevrelerinden kabul görmek amacıyla ciddi bir çaba içine girerler. Ancak başarılı oldukları zaman sevilebilir olduklarına ve işlerini ne kadar iyi yaparlarsa o denli kabul göreceklerine inanmaktadırlar. Dışlanmaya, reddedilmeye tahammül edemeyeceklerinden mükemmele ulaşmak için yüksek performans gösterirler. Bu performansı sergilerken kendilerinin ne hissettikleri ve ne kadar zorlandıkları üzerinde durmazlar. Başarıya giden yolda önlerine gelen her engeli aşacak güçte ve kararlılıkta olduklarına inanmaktadırlar (Mestçioğlu, 2005).
Mükemmeliyetçiliğin arka planında bu şemalar aynı anda görülebilirken bazen biri diğerine göre daha baskın da görülebilmektedir. Bu şemalar sonucu karşılaşılan davranış örüntüleri benzerlik göstermektedir. Bu davranış örüntülerini ve düşünce yapılarını incelediğimizde şunlarla karşılaşmaktayız:
- Hata yapma korkusu
Mükemmele erişmeye çalışan bireyler zihinlerinde kusursuzluğu bir ilke olarak benimsediklerinden yapılacak ufak bir hata, oluşabilecek ufak bir eksiklik bütün ilerlemeyi yok edip en başa döndürmektedir.
Mükemmeliyetçi kişiler başarılı olma çabaları sırasında kendilerine hata yapma hakkı tanımazlar, başarısız olma riskini göze almak istemezler. Sadece hata yapmadıklarında kendilerini iyi hissederler ve kendilerine güvenleri yerine gelir(Mestçioğlu, 2005). Aslında hata yapma korkusunu yaşamak bile kişileri doğrudan hataya yapma sürüklemektedir.
- ‘Ya Hep Ya Hiç’ düşünme tarzı
Ya hep ya hiç düşünme tarzı esasında hatalı bir düşünce kalıbıdır. Bu düşünce kalıbı ‘bir işi ya kusursuz yaparsın ya da başarısız olursun/ başarabileceğine inanıyorsan başla yoksa hiç bu işe girişme/ yapacaksan en güzelini, en iyisini yap yoksa bu işin yakınından bile geçme’ şeklinde fikirler üretir. Bu fikirler keskin iki ucu göstermektedir ve bu iki ucun orta noktası yoktur. ‘Bireyin elde ettiği %99’luk başarıyı bile küçümseyip, olumlu gelişmeleri geçersiz saymaktadır (Kiper, 2016). ‘Ya hep ya hiç’ düşünce yapısı bazen kişinin cesaretini kırmakta bazen de ondan gösterebileceğinden çok daha fazla bir performans beklemektedir.
- Erteleme davranışı
Mükemmeliyetçi kişiler yapacakları işte en iyisini yapmayı hedeflediklerinden önlerinde başka alternatifleri bulunmamaktadır. ‘En iyisini yapamama’ korkusuyla işlerini sürekli ertelerler ve en iyisini yapabilmek için uygun zamanı beklemektedirler. Erteleyerek kaçınma davranışını günlük hayatta şu kalıplarda duymaktayız:
‘Sınavlarım bitsin, şu tarih geçsin başlayacağım böyle başlarsam yapamam, beceremem/ baştan savmak istemiyorum o yüzden biraz bekletiyorum bu işi/ yapacaksam en iyisi olsun o yüzden şimdilik dursun/ bu işin biraz daha zamanı var kendimi hazır hissetmiyorum şu an/ ben tamamen o işe odaklanmak istiyorum o yüzden biraz daha durabilir…’
Bu ifadeler günlük hayatta hepimizin oldukça aşina olduğu ifadelerdir. İnsanlar bazen kendilerinin bu tavırlarını tembelliğe, üşengeçliğe vurmaktadırlar. Ancak bazı insanların erteleme davranışlarının altında o işi daha iyi yapma hedefi vardır. Bu düşüncelerin ‘olduğu kadar yapmaya çalışayım/bir yerden başlayayım devamı gelir/ yapmaya başlayayım nasıl ilerlediğine o süreçte bakayım’ şeklindeki düşüncelerle değiştirilmesi kişinin erteleme davranışının ortadan kalkmasını sağlar.
- Eleştirmek
Mükemmeliyetçi bireyler hayatlarında hata hakkı tanımadıkları için kendilerine ve başkalarına karşı daha eleştirel ve acımasız şekilde yaklaşmaktadırlar. Hataya ve olumsuzluklara karşı daha duyarlı bir yapıya sahiptirler. Olumsuzlukları büyütüp olumlu gelişmeleri görmezden gelme eğilimindedirler.
- Ekip çalışmaları ve sürekli kontrol etme ihtiyacı
Mükemmeliyetçi bireyler işlerini birine emanet etme konusunda, grup çalışmalarında, görev paylaşımı içeren işlerde oldukça zorlanmaktadırlar. Sürekli kontrol etme ihtiyacı hissederler, bir başkasının sözü geçen görevi hakkıyla yerine getiremeyeceğini, yeterince titiz davranmayacağını, başından savacağını düşünmektedirler. Bu durumlarda içleri asla rahat etmez ve sürekli bu işin ikinci bir kişi tarafından nasıl yapılacağını düşünürler. Başkasının ortaya koyduğu işleri beğenmez, yeterince iyi bulmaz ve ekip çalışmalarından oldukça uzak durmaya mümkün olduğunca işleri tamamen tek başlarına yapmaya çalışırlar. Bazen de tüm sorumluluğu tek başlarına üstlenirler.
Yukarıda sözü edilen düşünceler ve davranışlar mükemmeliyetçi yapıda olan kişilerin yoğun suçluluk, utanç, kaygı, çökkünlük ve yetersizlik hissetmelerine neden olmaktadır. Bu duyguların yoğunlaşması ve süreğenleşmesi depresyon, kaygı bozukluğu gibi psikiyatrik tabloların gelişmesiyle sonuçlanabilir. Psikolojik sağlıktaki bozulmalara mide-bağırsak sorunları, ciltle ilgili rahatsızlıklar, geçmek bilmeyen ve sıkıntı yaratan ağrılar gibi fiziksel sorunlar da eşlik edebilir. Bunlara paralel olarak iş-aile ve sosyal yaşantıda da bozulmalar gelişebilir, çatışmalar- güvensizlikler ortaya çıkabilir (Mestçioğlu, 2005).
İnsanlar hayatlarını olumsuz etkileyen ve işlevselliklerini bozan şemalarına teslim olmak yerine bir uzman desteği ile onların sebep olduğu olumsuzlukların üstesinden gelebilirler. Bu noktada alınacak psikolojik destek bireylere şemalarının onların benliğinin bir parçası olmadığını ve onlarla savaşabileceklerini kavramaları hususunda yardımcı olmaktadır.
Stajyer Psikolog Hicran Aydın
Kaynakça
- KÖSE-KARACA, B., & GÜRSOY, M. (2019). Mükemmeliyetçiliği Şema Terapiyle Ele Almak: Bir Vaka Üzerinden Anlatım. AYNA Klinik Psikoloji Dergisi, s. 312-333.
- Kiper, C. (2016). ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİN PSİKOLOJİK İHTİYAÇLARININ VE SOSYAL KAYGILARININ, MÜKEMMELİYETÇİLİK TUTUMLARINI YORDAMASI. Konya.
- Mestçioğlu, Ö. (2005, Ocak 10). Mükemmeliyetçilik. Psikonet: https://www.psikonet.com/mukemmeliyetcilik_nedir-200.html
- Mutlu Yaşam Psikoloji. (2018, Aralık 18). Onay Arayıcılık Şeması. Mutlu Yaşam Türkiye’nin Terapi Odası: https://www.mutluyasam.com.tr/onay-arayicilik-semasi/

Bizimle Nasıl İletişime Geçebilirsiniz?
Bireysel terapi, Oyun terapisi, Cinsel terapi, Aile-Çift Terapisi ve diğer alanlar için bizimle 0507 243 77 58 nolu numaradan iletişime geçebilirsiniz.
